Yazı, deneme

Karar Vermek?

'Control is an Illusion.' ∼Mr. Robot İrade: en büyük 'üstünlüğümüz', en büyük sorumluluğumuz, bahşedilen en büyük şey olduğunu, karar alma imkanı tanıdığını, bizi biz yaptığını ve canlılar arasında…

3 dakikalık okuma

‘Control is an Illusion.’ 

∼Mr. Robot

İrade: en büyük ‘üstünlüğümüz’, en büyük sorumluluğumuz, bahşedilen en büyük şey olduğunu, karar alma imkanı tanıdığını, bizi biz yaptığını ve canlılar arasında farklı bir sınıfa koyduğunu iddia ettiğimiz şey özgür irade. Peki cidden kararları biz mi alıyoruz? Hayatımızı biz mi kontrol ediyoruz? Yoksa kontrol cidden bir illüzyon  mu? Karar vermek nedir? Şöyle bir düşünelim bir karar verirken çoğu zaman ‘mantık’ diye adlandırdığımız kavramla hareket etmeyi yeğleriz lakin bazen de duygularımızın mantığımıza ağır bastığı ve buna göre aldığımız kararlarında olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Peki mantığımızı oluşturan şey ne? Deneyimlerimiz. Bir bebeğin yaptığı hareketlerin bir fikir ve mantık süzgecinden geçirerek yaptığını iddia edemeyiz. Bu sonradan edinilen bir yetidir. O yüzden bugün bireyler kendi kararlarını alabilmeleri için resmi olarak 18 yaş gerekmektedir: bu yetiyi edinmeleri için. Sorumuza geri dönersek mantık temelde bizim için yararlı ve zararlı kavramlarını ayırt etmemizdir. Bir çocuk doğduğunda ateşin kendisini yakacağını bilemez ancak bunu deneyimledikten sonra bunun kendisine zarar verdiğini sinirlerinin beynine acı hissini iletmesiyle beraber algılar. Aynı şekilde 2-3 yaşındaki bir çocuğa annesinin uyarması ile bir şeye dokunmaması gerektiğini anlar. Çünkü daha  önce her uyardığında eğer dokunursa acı hissetmiştir veyahut zarar görmüştür. Bunun yanında bireyler büyüdükçe daha komplike durumlar hakkında mantık kavramının gelişimi devam eder. Burada en büyük etmen toplumsal, ahlaki kurallar olmaya başlar ki bu ailenin sosyo-kültürel sınıfı ile doğrudan ilişkilidir.  ‘Yalan söylemek’ durumu mesela toplumsal olarak doğru bir davranış olarak kabul edilmez. Bunun nedeninde toplumsal düzeni bozduğu için olduğunu varsayabiliriz veyahut dini argümanlar. Bütün bunları bir kenara bırakıp dürüst olalım yalan söylemek bazen işimize gelmez mi? Bizim çıkarlarımıza yardımcı olmaz mı? Ama mantıklı mıdır? Eğer yalan söylediğin anlaşılırsa toplumsal bir aşağılanmaya maruz kalacaksın. Bu da senin zararına olacağını daha önce deneyimlemişsindir. Belki ebeveynlerini kızmasıyla yahut birisinin güvenini kaybetmenle. Bu zarar-yarar tablosunu kurduğunda yalan söylemek mantıklı gelmeyecektir. İşler bu şekilde yürümeye devam edecektir. Mantığımızın yanında duygularımızı da kullandığımızı da ifade etmiştik.  Peki bu duygularda saf bize ait midir? Yaşadığımız gördüğümüz olayları bizlere şekil vermez mi? Duygularımız nasıl var olur? Bunlarda olaylar karşısında gösterilen tepkiler değil midir? Yine bir örnek üzerinden gidecek olursak birisi bize yalan söylediğinde ona karşı nefret ve sinir duygularımız genel anlamda öne çıkar. Çünkü bu davranışın ‘ahlaki’ olarak doğru olmadığını düşünürüz veya bizim hayatımıza zarar veren bir durumdur. Bu da deneyimlerimiz sonucu oluşmaz mı? Kısaca hayatımızdaki çoğu tepkimiz ve mantığımız doğduğumuz, büyüdüğümüz aile ve çevreyle doğrudan ilişkilidir. Peki ya bir kişinin bütün hayat bilgisini bir kişiye, bilgisayara.. aktarsak, bütün deneyimini, bugüne kadar yaşadığı her şeyi. Bundan sonraki ilk olayda vereceği ilk tepkiyi tahmin etmemiz ne kadar zor olabilir? Büyük bir oranda tahmin edebiliriz. Neredeyse %1 yanılma payımız olacaktır. Şimdi birkaç saniye geriye alırsak bunların hepsinin bizim doğup büyüdüğümüz ilişki kurduğumuz insanlarla, çevreyle oluştuğunu söylemiştim. Peki bunu biz mi seçiyoruz? Doğduğumuz, büyüdüğümüz yeri? Elbette hayır. Peki bizim kararlarımızı oluşturan bu durum bizim seçimimiz değilse nerede ’irade’miz? Nerede bizim kontrolümüz? Nerede benliğimiz? Bize dayatılan kavramlarda mı? Değerlerde mi? Yargılarda mı? Anlamlarda mı? Her şeyi algılayıp bunlara hüküm verme çabamızda mı? Nerede bulacağız onu? Belki de bulunamazdır.  Biz onu bulamıyorsak o bizi mi bulacak? Peki ya ne zaman? Yargılamayı bıraktığımızda.


ζΦℵ

“Biliyorum oruçlu doğar insan Ölümün iftar sofrasına”


*BU YAZIDAKİ GÖRÜŞLERİMİN BÜYÜK BİR KISMINA ŞUAN KATILMIYORUM.* 24.02.2018